Birkaç yıl önce bir marka müdürü bize dedi ki: 'Takipçi sayısına bakarım, karar veririm, devam ederim.' O dönemde bu mantıklı geliyordu. Ama influencer pazarlamasının olgunlaştığı bugünde bu yaklaşım hem pahalı hem de çoğu zaman sonuçsuz kalıyor.
Mikro influencer'ların gücü aslen basit bir şeyde yatıyor: topluluk. 8.000 takipçili bir hesap sahibi, her yorumu muhtemelen okuyor, çoğuna yanıt veriyor ve takipçileriyle gerçek bir ilişki kurmuş. Bu kişi bir ürünü tavsiye ettiğinde, o tavsiye bir arkadaş önerisi gibi hissettiriyor — reklam gibi değil.
Rakamlar da bunu doğruluyor. Ortalama etkileşim oranlarına bakıldığında, 10.000 ile 50.000 takipçi arasındaki hesaplar, milyonluk hesaplardan genellikle 3-4 kat daha yüksek etkileşim üretiyor. Bu sadece 'like' meselesi değil — yorum kalitesi, kaydetme sayısı ve en önemlisi tıklama oranı da bu gruplarda belirgin biçimde daha yüksek.
Elbette bu 'büyük influencer'lar işe yaramaz' demek değil. Marka bilinirliği için hâlâ çok değerliler. Ama dönüşüm, gerçek satış ve marka sadakati söz konusu olduğunda mikro profiller genellikle rakipsiz kalıyor. Strateji artık 'kim en çok kişiye ulaşır' değil, 'kim en doğru kişiyle konuşur' sorusu üzerine kurulmalı.
Ayşe Kara
InfluencerPortal — Content Team
